Temiz bir şehir hayal edin…
Sabah evinizden çıktığınızda karşınıza çöp yığınları değil, tertemiz kaldırımlar çıksın.
Yollar yalnızca süpürülmesin; düzenli olarak yıkansın. Toz, çamur ve kir birikmeden şehir nefes alsın.
Çöp konteynerlerinin kapağını açtığınızda kötü kokularla karşılaşmayın. Çünkü konteynerler düzenli olarak yıkanmış, dezenfekte edilmiş ve bir sonraki kullanıma tertemiz hazırlanmış olsun.
Parklara gittiğinizde yerde çöpler değil; çocukların güvenle oynadığı temiz alanlar, bakımlı ağaçlar ve sağlıklı yeşil alanlar göresiniz.
Çimler düzenli sulansın, ağaçların bakımı yapılsın, yeşil alanlar korunsun ve vatandaşların gönül rahatlığıyla kullanabileceği yaşam alanları oluşturulsun.
Böyle bir şehir hayal edin.
Sonra kendimize tek bir soru soralım:
NEDEN OLMASIN?
TEMİZLİK, SADECE GÖRÜNTÜ DEĞİLDİR
Şehir temizliği denildiğinde çoğu zaman aklımıza yerdeki çöplerin toplanması ve sokakların süpürülmesi geliyor.
Oysa modern kent temizliği bundan çok daha fazlasıdır.
Çöpün toplanması kadar çöp konteynerlerinin temizlenmesi, sokakların süpürülmesi kadar yolların yıkanması, parkların çöplerinin alınması kadar parkların bakımının yapılması da önemlidir.
Yeşil alan oluşturmak kadar, o alanları yaşatmak da bir sorumluluktur.
Çünkü temiz şehir, yalnızca göze güzel görünen şehir değildir.
Temiz şehir; kokusuyla, havasıyla, yollarıyla, kaldırımlarıyla, konteynerleriyle, parklarıyla ve yaşam alanlarıyla insanına saygı gösteren şehirdir.
BİR KONTEYNER NEDEN TEMİZ OLMASIN?
Her gün yüzlerce insanın temas ettiği bir çöp konteynerini düşünün.
İçinde organik atıklar, yemek artıkları ve çeşitli çöpler birikiyor. Özellikle sıcak havalarda kötü kokular oluşuyor. Zamanla kir ve atık kalıntıları konteynerin yüzeylerine yapışıyor.
Peki neden bu konteyner düzenli olarak yıkanmasın?
Neden dezenfekte edilmesin?
Neden çöp toplama operasyonunun bir parçası olarak;
“Topla, taşı, yıka ve temizle”
anlayışı benimsenmesin?
Aslında bunun için teknoloji var.
Araçlar var.
Ekipmanlar var.
Bilgi ve deneyim var.
Eksik olan çoğu zaman teknoloji değil.
Bakış açısıdır.
ŞEHİR YIKANABİLİR
Bir şehrin yollarını sadece süpürmek yeterli mi?
Bence değil.
Süpürme, yüzeydeki birçok atığın uzaklaştırılmasını sağlar. Ancak yollar belirli periyotlarla yıkandığında şehrin temizliği bambaşka bir boyuta taşınır.
Ana arterler…
Bulvarlar…
Pazar yerleri…
Kaldırımlar…
Otobüs durakları…
Kent meydanları…
Yaya alanları…
Hepsi düzenli bir temizlik programının parçası olabilir.
Günümüzde temizlik teknolojileri sayesinde aynı araç; süpürme, yıkama, yüksek basınçlı temizlik ve noktasal müdahale gibi farklı görevleri gerçekleştirebiliyor.
Dolayısıyla mesele artık yalnızca:
“Bunu yapabilir miyiz?”
değil.
Asıl soru şu:
“BUNU YAPMAYI GERÇEKTEN İSTİYOR MUYUZ?”
PARKLAR SADECE YEŞİL DEĞİL, SAĞLIKLI DA OLMALI
Çocuklarımızın oyun oynadığı parklar, ailelerin vakit geçirdiği alanlar ve insanların nefes aldığı yeşil bölgeler, bir şehrin en değerli yaşam alanlarıdır.
Bu nedenle park temizliği yalnızca günlük bir görev olarak görülmemelidir.
Çöpler düzenli olarak toplanmalı.
Banklar ve oyun alanları temiz tutulmalı.
Yeşil alanlar düzenli sulanmalı.
Ağaçların ve bitkilerin bakımı yapılmalı.
Gerekli dönemlerde, insan ve çevre sağlığı gözetilerek zararlı canlılara karşı profesyonel mücadele yürütülmelidir.
Çünkü park temizliği yalnızca estetik bir konu değildir.
Bu, çocuklarımızın yaşam kalitesiyle, ailelerin huzuruyla ve toplum sağlığıyla ilgilidir.
BELEDİYECİLİK BİRAZ DA HAYAL KURABİLMEKTİR
Bazen belediyeciliği yalnızca asfalt, kaldırım, bina ve yol yapmak olarak düşünüyoruz.
Oysa belediyecilik aynı zamanda insanın günlük hayatına dokunmaktır.
Sabah işe giderken temiz bir sokak görmek…
Temiz bir konteynerin kötü kokmadığını fark etmek…
Yıkanmış bir caddede yürümek…
Çocuğunuzu temiz ve bakımlı bir parkta oynatmak…
Bakımlı bir yeşil alanda oturup nefes almak…
Bunların her biri şehir yaşamının kalitesini yükseltir.
Ve bunların hepsi yapılabilir.
Belki her yolu her gün yıkayamayız.
Belki bütün konteynerleri aynı anda temizleyemeyiz.
Belki bütün parkları aynı gün bakımdan geçiremeyiz.
Ama bir yerden başlayabiliriz.
Bir cadde…
Bir mahalle…
Bir park…
Bir konteyner grubu…
Sonra başka bir cadde.
Başka bir mahalle.
Başka bir park…
Temizlik bir programa, program bir alışkanlığa, alışkanlık da bir şehir kültürüne dönüştüğünde şehir değişmeye başlar.
İNSAN İSTERSE OLUR
Şehirler yalnızca binalardan, yollardan ve kaldırımlardan oluşmaz.
Şehirler, insanların ortak yaşam alanlarıdır.
Bu alanlara verdiğimiz değer, aslında birbirimize verdiğimiz değerin de göstergesidir.
Temiz bir sokak, yalnızca temiz bir sokak değildir.
Bir mesajdır.
“Bu şehirde yaşayan insan değerlidir.”
Temiz bir park, yalnızca bakımlı bir yeşil alan değildir.
Bir mesajdır.
“Çocuklarımızın sağlığı ve geleceği önemlidir.”
Temiz bir konteyner, yalnızca yıkanmış bir metal veya plastik yüzey değildir.
Bir mesajdır.
“Temizlik, sağlığın ve yaşam kalitesinin bir parçasıdır.”
HAYAL EDİN…
Çöpün olmadığı bir şehir…
Kötü kokmayan konteynerler…
Düzenli yıkanan yollar…
Süpürülmüş kaldırımlar…
Temiz parklar…
Bakımlı yeşil alanlar…
Sulanan ağaçlar…
Sağlıklı yaşam alanları…
Çocukların güvenle oynadığı parklar…
İnsanların gururla:
“Ben bu şehirde yaşıyorum.”
diyebildiği bir kent…
Hayal edin.
Sonra tekrar sorun:
NEDEN OLMASIN?
Teknoloji var.
Bilgi var.
İnsan gücü var.
Doğru planlama var.
Kaynaklar doğru kullanıldığında imkân da var.
Geriye sadece istemek, planlamak ve uygulamakkalıyor.
Çünkü güzel şehirler tesadüfen oluşmaz.
Temiz şehirler de tesadüfen ortaya çıkmaz.
Temiz şehir; doğru planlamanın, teknolojinin, emeğin ve ortak sorumluluk anlayışının sonucudur.
Ve belki de artık şehirlerimizi temizlemek konusunda kendimize daha cesur bir soru sormanın zamanı gelmiştir:
NEDEN OLMASIN?
Bir caddeyle başlayabiliriz.
Bir mahalleyle başlayabiliriz.
Bir konteynerle başlayabiliriz.
Bir parktan başlayabiliriz.
Ama mutlaka başlayabiliriz.
Çünkü değişim, önce bir düşünceyle başlar.
İnsan isterse olur.
Yeter ki gerçekten istesin.
Temiz şehir, temiz toplumun aynasıdır.


YORUMLAR