Reklam
Artun Sucuoğlu

Artun Sucuoğlu


Kılıçdaroğlu İlk Kez Kazandı; O da CHP'ye Karşı

10 Temmuz 2026 - 09:15

Siyasetin en ilginç tarafı, bazen sandığın söyleyemediğini mahkeme kararlarının söylemesidir. Yıllardır seçim sonuçlarıyla değerlendirilen bir siyasi liderin hikâyesi, bir anda bambaşka bir noktaya evrilebilir.
Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanlığı süresince katıldığı birçok seçimi kaybetti. 2011, Haziran 2015, Kasım 2015, 2018 ve 2023 milletvekili genel seçimleri; 2014, 2018 ve 2023 cumhurbaşkanlığı seçimleri ile 2010 ve 2017 anayasa referandumları… Her seçim farklı gerekçelerle tartışıldı ancak ortak sonuç değişmedi: Beklenen siyasi başarı bir türlü gelmedi.

Ne var ki bugün yaşanan gelişmeler, siyasetin ironisini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Kılıçdaroğlu, bu kez sandıkta değil, hukuki süreç sonunda yeniden CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturdu. Bu durum birçok kişi tarafından, “Kemal Kılıçdaroğlu ilk kez kazandı; o da CHP’ye karşı.” sözleriyle yorumlanıyor.

Bu süreçte yalnızca siyasi rakipleriyle değil; kendi partisi içindeki delegelerle, milletvekilleriyle, yöneticilerle ve değişim isteyen geniş bir kesimle de karşı karşıya kaldı. Buna rağmen yeniden genel başkanlık makamına dönmesi, Türk siyasetinde uzun yıllar tartışılacak gelişmelerden biri olmaya aday görünüyor.

Ancak bu süreçte dikkat çeken bir başka gerçek daha var. Yeniden göreve geldiği günden itibaren birçok il başkanının görevden alınması ya da görev yerlerinin değiştirilmesi mümkün olurken, aynı kararlılığın olağanüstü kongre konusunda gösterilmemesi kamuoyunda çeşitli tartışmaları beraberinde getirdi.

Parti yönetimi, teşkilat yapısında kapsamlı değişiklikler yapabildi; il ve ilçe örgütlerinde tasarrufta bulunabildi. Buna rağmen olağanüstü kongre yolunun açılmaması, “Her şeye bir kılıf hazırlandı.” eleştirilerinin gündeme gelmesine neden oldu. Bu değerlendirme, sürece eleştirel yaklaşan çevrelerin siyasi yorumudur. Ancak tartışmanın merkezinde yer alan konu, parti içi demokrasinin nasıl işletildiği sorusudur.

Elbette bu olayın hukuki boyutu kadar siyasi boyutu da önem taşıyor. Çünkü bir partinin geleceği sadece mahkeme salonlarında değil; üyelerinin iradesinde, delegelerinin tercihinde, teşkilatlarının kararlılığında ve seçmenin vicdanında şekillenir.

Bugün gelinen noktada asıl soru şudur:

Bu gelişme CHP’de yeni bir başlangıcın habercisi mi olacak, yoksa parti içindeki tartışmaları daha da derinleştirecek mi?

Bunun cevabını zaman verecek.

Ancak görünen o ki Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi kariyerinin belki de en dikkat çekici dönüşünü kendi partisinin içindeki hukuki mücadele sonucunda gerçekleştirmiş durumda. Şimdi ise önünde daha zor bir sınav var: Bu dönüşü parti tabanına kabul ettirebilmek, parti içindeki birlik ve beraberliği yeniden sağlayabilmek ve CHP’nin geleceğine yön verebilmek.

Siyasette hiçbir zafer sonsuz olmadığı gibi hiçbir yenilgi de ebedi değildir. Hukuki kararlar bir sürecin sonucunu belirleyebilir; ancak siyasetin nihai hakermi her zaman milletin vicdanı, sandığın iradesi ve zamanın vereceği hükümdür.  
Herkese iyi hafta sonları....

YORUMLAR

  • 0 Yorum