Yankee Go Home!

Denizlerin idamının 54’üncü yılında emperyalist kuşatma sürüyor. Büyükelçi Barrack’ın bölgeye dönük “monarşi” dayatmalarına karşı 6. Filo’yu denize döken Dolmabahçe’deki anti-emperyalist barikat, bağımsızlığa ışık tutmaya devam ediyor.

Yankee Go Home!
06 Mayıs 2026 - 08:23

Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 6 Mayıs 1972’de idam edilmelerinin üzerinden 54 yıl geçti.

Henüz 20’li yaşlarının ortasında idama edilen Üç Fidan’ın devrimci duruşu, kavgası ve devrettikleri mücadele bugün neoliberal talana, NATO yayılmacılığına ve emperyalist kuşatmaya karşı üniversite sıralarından, toplumun her kesimine dek barikatları aşarak büyüyor.

Denizlerin 6. Filo’yu 1969’da denize döktüğü o eylemin önemi bugün ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “monarşiler” dayatma hevesine karşı çok daha net anlaşılıyor.

O gün 6. Filo’nun denize dökülmesi, “Yankee go home” nidalarıyla halkın kendi kaderine el koyma iradesiydi.

Bugün emperyalist çıkarlar doğrultusunda bölgeyi ateşe atmaktan çekinmeyen Barrack’ın “ılımlı monarşi” dayatmasına karşı durmak, Denizlerin bağımsızlık meşalesini taşımak demektir.

Dolmabahçe’de kurulan o barikat, bugün monarşi hayalleri kuranların karşısında halkın egemenliğini savunan en güçlü siperdir.

Onların idamlarıyla ülkeyi gericileştiren ve bugünün tek adam rejimine giden yolların taşları döşendi.

Bugün emperyalizm, sadece dışsal bir güç değil; AKP iktidarı eliyle hayatın her alanına sızmış, doğayı maden ocaklarıyla talan eden, emeği güvencesizlikle köleleştiren ve siyasal İslamcı rejimin her hücresinde somutlaşan "içsel bir olgu" olarak karşımızda.

1960’lı yıllar, Türkiye’de emperyalizmin yeni sömürgecilik ilişkilerini kurumsallaştırmaya çalıştığı, ancak buna karşılık toplumsal muhalefetin de köklü bir şekilde yükseldiği yıllar olarak tarihe geçti.

Dünyada yükselen ulusal kurtuluş hareketleri, Türkiye’deki toplumsal muhalefeti de derinden etkiledi. 1961’de kurulan Türkiye İşçi Partisi (TİP), 1965 seçimlerinde 15 milletvekili çıkararak Meclis’teki yerini almıştı.

İki yıl sonra, 1967’de kurulan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ise işçi sınıfı arasında devrimci düşüncelerin hızla yayılmasını sağlamıştı.

TARİHE YAZDILAR

1968’deki gençlik hareketleri, anti-emperyalist bir duruş sergileyerek üniversite işgalleri ve boykotlarla gündeme gelmişti.

Bunu, üretici mitingleri ve Türkiye tarihinde ilk kitlesel 15-16 Haziran işçi direnişleri izlemiş ve ülke genelinde devrimci bir dalga yaratmıştı.

Bu devrimci dalga, TİP’in parlamentarist yapısına uymuyordu. TİP etrafında toplanan devrimci güçler ise partiden ayrılarak farklı mücadele araçları ve yöntemleri aramaya başladı.

Emperyalizme karşı mücadele, sadece bir "dış politika" meselesi değil; aynı zamanda faşizme, sömürüye ve halkın iradesini gasp eden kayyum düzenine karşı verilen topyekûn bir demokrasi ve özgürlük kavgasıydı. Toplumsal muhalefetin yükselişi karşısında polis ve devlet destekli sivil faşistler devrimci yükselişi silahla bastırmaya çalıştı.

Bu koşullar altında, dünyadaki mücadele geleneklerine de bağlı olarak yeni hareketler ortaya çıkmaya başladı. Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO), Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) ve Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) gibi silahlı mücadeleyi temel alan ve şehir ve kır gerillasına dayalı örgütlenmeyi savunan antiemperyalist devrimci örgütler tarih sahnesinde yerlerini aldılar.

EN NET CEVAP

12 Mart cuntasına karşı verdikleri mücadelede, Türkiye halklarının toplumsal mücadelesinde bugün bile yankısını sürdüren sarsıcı izler bıraktı.

Bugün neoliberalizmin yarattığı derin yoksulluk, eğitimdeki gericileşme ve emperyalizmin bölgedeki savaş tamtamları karşısında Denizlerin kararlılığı; sokağın sesini sandığa hapsetmeye çalışanlara karşı en net cevap.

Bugünden tam 54 yıl önce idama mahkûm edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın kurduğu THKO, kongre veya konferans gibi geleneksel yöntemlerle kurulmadı. Eylem içinde örgütlenen ve eylemin bir ürünü olarak ortaya çıkan THKO, daha çok anti-emperyalist içerikli silahlı eylemler gerçekleştiriyordu.

Amerikalı askerlerin kaçırılmasının ardından Hüseyin İnan, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Sinan Cemgil tarafından hazırlanan 4 Mart 1971 tarihli bildiride, THKO’nun amacının “emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerini ülkeden temizleyerek tam bağımsız Türkiye’yi kurmak; mücadele stratejisi olarak silahlı mücadeleyi temel alan bir halk kurtuluş savaşı vermek” olduğu kamuoyuna açıklandı.

THKO, emperyalizm ve işbirlikçi sisteme, onların baskı, şiddet ve terörüne karşı devrimcilerin bir başkaldırı hareketiydi.

Yeni sömürgecilik sistemine, yoz kültürle kişiliksiz bir toplum yaratma planına ve sermayenin toplumu egemenliği altına alarak ezme ve devrimcileri yok etme politikasına karşı mücadele örgütüydü.

Pasifist parlamentarizmi reddederek militan devrimci mücadele geleneğini var eden bir örgütlenmeydi.

Onların bu tavrı, bugün emperyalizmin "yeşil dönüşüm" ya da "demokrasi" kılıfıyla pazarladığı yeni sömürü modellerine karşı halka dayanan, bağımsız ve devrimci bir hattın gerekliliğini hatırlatmaya devam ediyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum