Suç ortakları birbirine düştü
İran ve ABD arasındaki müzakereler, İsrail’in Lübnan saldırıları nedeniyle rafa kaldırıldı. JD Vance, İsrail’i “Kalan tek müttefikiniziz” diye uyardı. Gerilim büyürken İsrail ve Hizbullah’tan ateşkes haberi geldi. İsrailli vekil Cassif: "Egemen bir Filistin devleti kurulmadan tam barış gelmeyecek."
İran'la imzalanan anlaşma ABD ile İsrail arasındaki gerilimi tırmandırırken müzakere planları ilk günden suya düştü. İsviçre’de ABD ve İran arasında dün yapılması planlanan görüşmeler, İsrail’in Lübnan’da süren saldırılarını gerekçe gösteren Tahran yönetiminin aldığı kararla iptal edildi. Kırılgan anlaşmanın geleceği belirsizliğini korurken İsrail ve Hizbullah’ın yeni bir ateşkeste anlaştığı duyuruldu.
Ateşkesin kalıcı hale gelmesi için İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini şart koşan İran, sınır hattındaki askeri hareketliliğin devam etmesi üzerine İsviçre'ye heyet göndermeyi erteleme kararı aldı. Tahran’ın kararı, mutabakata rağmen İsrail’in Lübnan’ın güneyinde 25 kişiyi öldürdüğü saldırılarının ardından geldi.
MÜZAKERE İPTAL EDİLDİ
İran'ın başmüzakerecisi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, görüşmelerin ancak Tahran'ın "kırmızıçizgilerine" uyulması halinde sürebileceğini belirtti.
İsviçre Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, "Bürgenstock'daki toplantılar planlandığı gibi bugün yapılmayacak. Dolayısıyla dün duyurulan toplantı iptal edildi” ifadesi kullanıldı.
Açıklama, Beyaz Saray'ın İran ile yürütülecek teknik görüşmelere ilişkin hazırlıkların sürdüğünü ancak ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in İsviçre seyahatinin şimdilik ertelendiğini duyurmasının ardından geldi.
İSRAİL-HİZBULLAH ATEŞKESİ
ABD ile İsrail arasındaki tansiyonu artıran gelişmelerin ardından ABD'li üst düzey bir yetkili ise Reuters haber ajansına verdiği demeçte, İsrail ve Hizbullah'ın dün yerel saatle 16.00'da başlayan bir ateşkes konusunda anlaştığını söyledi.
İsrail basınına göre ise İsrailli yetkililer, Hizbullah ile yeni ateşkesin devreye girdiğini ancak “İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği bölgeden çekilmeyeceğini” söyledi.
ABD ile İsrail, 28 Şubat'ta İran'a karşı savaşı birlikte başlatmış ancak son haftalarda Tahran ile ateşkesi riske atan Lübnan saldırıları, Trump'ın artan tepkisine yol açmıştı.
“İslamabad Mutabakatı” adı verilen 14 maddelik mutabakat zaptı, 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girmişti. Tarafların dün İsviçre'de 60 günlük müzakere sürecine başlaması bekleniyordu.
TEL AVİV ANLAŞMAYA KARŞI
Lübnan dâhil olmak üzere savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeren anlaşmaya İsrail yönetimi karşı çıkmıştı.
İsrailli yetkililer, İran'ın balistik füze programını sınırlamadığını, nükleer tesislerinin tasfiyesine ilişkin net bir yol haritası sunmadığını ve İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah'a yönelik operasyonlarını kısıtladığını söyleyerek anlaşmaya karşı çıkmıştı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise anlaşma sonrası ilk açıklamasında “ABD ile ilişkilerine değer verdiklerini ancak İsrail'in kuzey sınırındaki vatandaşlarının güvenliği için güney Lübnan'daki askeri varlığını sürdüreceğini” söylemişti.
‘KALAN TEK MÜTTEFİKİNİZ’
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise İran anlaşmasına karşı çıkan İsrailli yetkililere “Kalan tek müttefikinizi eleştirmeyin” dedi. Beyaz Saray'da gazetecilere konuşan Vance, “Donald Trump şu anda dünya üzerinde İsrail'e sempati duyan tek devlet başkanan ve aynı zamanda dünya süper gücünün devlet başkanı. Eğer İsrail hükümetinin kabinesinde olsaydım, dünyada hâlâ sahip olduğum tek güçlü müttefike saldırmazdım” ifadelerini kullandı.
Vance, “İsrail'i koruyan savunma silahlarının üçte ikisinin Amerikan elleriyle yapıldığını ve Amerikan vergi mükelleflerinin paralarıyla ödendiğini” söyledi.
∗∗∗
NETANYAHU VE ÇETESİ BARIŞA EN BÜYÜK ENGEL
Ofer CASSIF - İsrail Komünist Partisi Milletvekili
İsrail'in bu saldırganlığı veya savaşın iki ana nedeni var. Netanyahu'nun kişisel nedeni, iktidarda kalmak. Kendisinden ve kendi refahından başka hiçbir şeyi umursamıyor. İktidar gücünü bir kez kaybettiğinde, büyük olasılıkla kendini hapiste bulacağını biliyor. Sadece kendisini önemsiyor ve bu yüzden Filistinlilerin olduğu kadar İsraillilerin de refahını, hatta canlarını bile umursamıyor. Netanyahu hükümet yaklaşık dört yıl önce kurulduğundan beri, etrafını yobazlarla, fanatik eşkıyalarla ve suçlularla doldurdu. Çünkü onların fanatizmini ve Mesihçi faşizmini, kendi Mesihçi görüşleri ve aslında birer kâbus olan rüyalarıyla örtüştüğü sürece kendi çıkarları için kullanabileceğini biliyor. Bu hükümet ABD ile İran arasındaki anlaşmayı baltalamak istiyor. Çünkü çıkarlarına hizmet eden bu. Lübnan'daki yüzlerce insanın hayatına mal olmasını, köylerin yıkılması ve etnik temizliği umursamıyorlar. Aynı zamanda sivil halkın yıllardır yaşayamadığı ve geri dönemediği İsrail'in kuzeyi pahasına adeta "yem" olarak kullanılan İsrail askerleri pahasına bunu yapıyorlar.
Netanyahu ne yaptığını tam olarak biliyor. O Mesihçi yobazlar tarafından yönlendirilmiyor. Öyle görünmesini istiyor ama her şeyi o koordine ediyor. İsrailliler, Lübnanlılar, Filistinliler ve İranlılar tarafındaki tüm kan dökülmesinden o suçlu ve sorumlu. Tüm dünyanın baş düşmanı, en azından İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan beri Amerikan emperyalizmi olmuştur. Bu asla değişmedi. Ve Trump sadece başka bir katman ve muhtemelen en kötülerinden biri. Trump'la ilgili en istikrarlı şey öngörülemez olması. Şu an bir şey söyleyip bir saniye sonra tam tersini yapabilir. Birkaç ay öncesine göre o kadar da öngörülemez görünmese de bu onun karakterinin bir parçası. ABD özellikle de mevcut yönetim altındayken, asla bir çözüm olmayacak. Onlar sorunun bir parçası. Trump'ın şu an Netanyahu'ya karşı bir garez beslediği doğru ve bunun nihayet gerçekleşmesi çok iyi. Ancak bu çok küçük bir adım ve çok geç kalındı. Şu an için, İsrailliler dâhil herkesin yararına olacak en önemli şey, ABD yönetiminin, yani Trump yönetiminin, İsrail hükümetini bu saldırganlığı durdurmaya zorlaması.
Şunu unutmayalım, Gazze'deki soykırımın devam etmesi, Batı Şeria'daki etnik temizlik, İsrail içindeki faşizm ve nihayetinde İran ve Lübnan'a yönelik saldırganlık; tüm bunlar sadece ABD'nin himayesinde değil, ABD'nin tam işbirliğiyle yapıldı. Bu yüzden, İsrailliler ve Amerikalılar da dâhil olmak üzere halkların gerçek çıkarının savaşta değil, ateşkes ve barışta olduğunu nihayet anlamaları gerek.
Barış sağlanmalı ve sağlanabilir. Ancak herkesin hatırlaması gereken her şeyin temeli ve özü, Filistin topraklarının işgali. Barışçıl çözümün özü, 1967 işgalini tamamen sona erdirmek ve İsrail devletinin yanında bağımsız, egemen bir Filistin devleti kurmaktır. Uzun vadede, herkese barış ve refah getirecek tek şey budur. (Birgün)




YORUMLAR