Özgür Özel, ara seçim çağrısını yineledi

TİP Genel Başkanı Erkan Baş ile görüşen CHP lideri Özgür Özel, ardından EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan'la da bir araya geldi. Baş ile görüşmesinin ardından konuşan Özel, "Ara seçim yapmak Meclis’in işi. ‘Gündemimizde ara seçim yok’ demek, yürütmenin yasamaya müdahalesidir. En basit deyimle siyaseten bir hadsizliktir, yetki aşımıdır ve bu da anayasayı çiğnemektir" dedi.

Özgür Özel, ara seçim çağrısını yineledi
08 Nisan 2026 - 13:34

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile CHP Genel Başkanlık İstanbul Çalışma Ofisi'nde görüştü. Ardından Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Özel'i ziyaret etti.

Görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Özel, şunları söyledi: "Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye İşçi Partisi’nin değerli Genel Başkanı ve kıymetli heyetlerini İstanbul’daki Çalışma Ofisimizde misafir ettik. Kendilerine nazik ziyaretleri için teşekkür ediyoruz. Geçtiğimiz hafta yaşanan gelişmelerden sonra siyasi parti Genel Başkanlarını, genel merkezlerini ziyaret etmeyle ilgili kararımız vardı. Ancak aynı dönemde Türkiye İşçi Partisi’nin de Cumhuriyet Halk Partisi’ne son dönem yaşananları değerlendirmek üzere bir ziyaret talepleri vardı. Öyle olunca bunu İstanbul’daki bugünkü buluşmayla gerçekleştirmiş olduk. Sayın Genel Başkan’la gündeme yönelik olarak çok kıymetli değerlendirmeler yaptık."

Ardından söz alan Erkan Baş, şöyle konuştu:

"Hem dünyada hem Türkiye'de o kadar çok gündem var ki şunları konuştuk diyecek halimiz yok, hepsini karşılıklı olarak değerlendirdik. Türkiye'de seçme ve seçilme hakkının, demokrasinin gaspına doğru giden gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptık. Meclis'te birlikte görev yaptık, ikimiz de iç tüzük, Anayasa konularında çok fazla şey paylaştık ve birlikte mücadele ettik. Numan Kurtulmuş'a şunu söylemek lazım, Kurtulmuş ya kendi dönemindeki bir milletvekilini cezaevinde bırakmış bir Meclis Başkanı olarak tarihe geçecektir ya da Anayasa Mahkemesi'nin kendisine gönderdiği yazının gereğini yapma hükümlülüğüyle karşı karşıyadır."

"ARA SEÇİM YAPILMASI ANAYASAL ZORUNLULUK"

Ardından sözü tekrar alan Özgür Özel, şöyle devam etti:

"Sayın Genel Başkan’a bir kez daha teşekkür ediyorum. Kendisinin de ifade ettiği gibi çoklu gündemi hızlı ve büyük bir mutabakatla ele almış durumdayız. Çünkü ayrışacak bir durum yok. Konuşulan her şey, anayasa eğer Türkiye’de varsa ve yürürlükteyse gereğinin yapılması gereken hususlar. Can Atalay’ın bir an önce Meclis kütüğüne kaydedilip gelip göreve başlaması da anayasal bir zorunluluk ve bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin kapı gibi iki kararı var. Ara seçim yapılması da anayasal bir zorunluluk. Anayasanın bir önceki maddesi Cumhurbaşkanı seçilmesine ‘seçilir’ diye yazıyor. Gücünü anayasadan alıyorsun ve bütün yetkileri kullanıyorsun. Bir sonraki madde ‘30 ay geçtikten sonra seçimlerden, eksilme varsa ara seçim yapılır’ diyor. Buna ‘Ara seçim gündemimizde yok’ diyorsun. Yürütmenin gündeminde ara seçim olmayabilir. Zaten onun işi değil ki. Ara seçim yapmak yasamanın işi.

"GÜNDEMİMİZDE ARA SEÇİM YOK DEMEK YÜRÜTMENİN YASAMAYA MÜDAHALESİDİR"

Güya bu anayasa değişikliği geldiğinde, yani artık bakanlar ve yürütmenin başı Meclis’in içinden seçilmediğinde, Meclis’e karşı sorumlu olmadığında ‘Kuvvetler ayrılığı olacak. Meclis kendi işini yapacak. Biz kendi işimizi yapacağız’ demiştiniz. Ara seçim yapmak Meclis’in işi. ‘Gündemimizde ara seçim yok’ demek, yürütmenin yasamaya müdahalesidir. En basit deyimle siyaseten bir hadsizliktir, yetki aşımıdır ve bu da anayasayı çiğnemektir. Sen kim oluyorsun da Meclis’in yetkisi olan bir iş için ‘Gündemimizde yok’ diyorsun. Ki anayasa açık açık yazmış. Bu da çok net ortadadır.

"TAKSİM’DE 1 MAYIS’IN ÖZGÜRCE KUTLANMASI İÇİN KARARLAR ORTADA"

Bunun dışında Sayın Genel Başkan’ın gündemleştirdiği, önümüzdeki günlerde çok konuşacak olduğumuz 1 Mayıs konusu var. Bu konuda da Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları var. 1 Mayıs’ın Taksim’de özgürce kutlanması için. Bu yasağın hak ihlali olduğuna yönelik olarak kararları var. O yüzden aslında saflar çok net. Dünyada da öyle, ‘otokratlar ve demokratlar’ diye. Türkiye’de de. Dünyada, Amerika’da otokratların, kural tanımazların, ‘Ben ne dersem o olacak’ diyenlerin, hızlı ve tek başına olmayacak karar verenlerin ABD şubesi Trump; Türkiye şubesi de Erdoğan. Buna karşılık Türkiye’deki bütün demokratların bir arada, hep birlikte ilk başta anayasayı koruması lazım. Çünkü anayasaya sahip çıkmadan toplum düzenine sahip çıkamazsınız ve sandığa sahip çıkamazsınız. Erdoğan’ın bugün ‘Ara seçim yapmayacağız’ dediği 78’inci maddeye ‘peki’ derse Türkiye, bir üst maddede de ‘Beş yılda bir Cumhurbaşkanı seçilir’ diyor. ‘Onu da yapmayacağım. Devam edeceğim’ mi diyecek? Böyle bir şey mümkün olmadığına göre o ara seçim sandığı bir an önce gelecek, seçimler gerçekleşecek.

"MİLLETİN ARKASINDA DURMADIĞI ORTAYA ÇIKACAK"

Aramızda da değerlendirdik. AK Parti nasıl bir gerilemedeyse, biz ankette de sokakta da sahada da bunu görüyoruz. Düşünün ki AK Parti Kocaeli’nin, Kastamonu’nun, Afyon’un oy kullanacağı, İstanbul birinci bölgenin oy kullanacağı, Hatay’ın oy kullanacağı illerde yapılacak bir seçimden kaçıyor. Aslında bu illerin çoğunda birinci partiydi, çok yüksek oyları vardı geçmişte. Kiminde yüzde 65, kiminde yüzde 70 oy aldığı coğrafyada biz şimdi ‘Kaçma, gel yarışalım’ diyoruz. ‘Yarışamam, anayasaya rağmen kaçacağım. Seçim yapmayacağım’ diyor. Çünkü o da biliyor ki yapılacak bir ara seçimde nasıl güç kaybettiği, milletin nasıl artık onun arkasında durmadığı ortaya çıkacak. Bunun üzerine artık erken seçimden de kaçamayacak. O yüzden türlü planlamalarla ve bir şekilde bu işi sulandırmaya çalışıyor. Biz ‘Erken seçim net’ diyoruz, ‘Yok onlar istifa…’ Yani ilk 30 aydaki yüzde 5 boşalmayı, şimdi öyle bir ihtiyaç yokken sanki varmış gibi konuşup gündem bulandırmaya çalıştılar. Artık çok net durum. Takip ediyorsunuz, anayasa kürsülerinden değerli hocalar ardı ardına hem görüşlerini açıklıyorlar hem de geçmişte bu konuda yapılmış çalışmaları paylaşıyorlar. Bu konuda hiç şüphe yok. Sadece seçimler dört yıla indiği dönemde bir fiili imkansızlık vardı. Bu madde değişmediği için. Bir an önce bu kararın alınması gerekiyor. Ben Sayın Numan Kurtulmuş’u gelecek hafta ziyaret edeceğim. Zaten bütün taleplerimiz çok net bir şekilde aslında anayasaya uyulması noktasında.

"13 PARTİYLE ÇALIŞIP SAYIN KURTULMUŞ’A GİDECEĞİZ"

Esas olarak da Numan Kurtulmuş’un bu dönemde biraz önce söylenen, Sayın Genel Başkan’ın ifade ettiği konuyu da kapsayan ve kendisini fevkalade bağlayan bir sorumluluğu var. Niye? Bir komisyon kuruldu; terörsüz, demokratik Türkiye, Komisyon oybirliği ile bir rapor çıkardı. Başkanı Numan Bey. En temel yaklaşımı Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyum. Sen bununla ilgili hep birlikte çalışılmış ve altında bütün partilerin ortak imza attığı komisyonun başkanısın. Özgül örnek, birincil örnek; seçilmiş bir milletvekili hapiste. Anayasa Mahkemesi de birincil kararıyla ‘Çıkmalıdır’ demiş. İkinci kararıyla da alt kademe mahkemenin bir kararı okunması mevzusunda ‘Yok hükmündedir’, demiş, Meclis’e ‘Derhal görevini yap’ demiş. Senin kendi imzan var. Komisyon başkanısın. Bir, hemen buradan başla. İki, AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasında artık normal vatandaş, milletvekili, seçilmiş Meclis Başkanı sorumluluğunun ötesinde tüm partilerin bir araya geldiği komisyon metninin, komisyonun başkanı ve metnin sahibi olarak bütün tariflerin ötesinde bir görevi var Sayın Kurtulmuş’un. O konuda biz bu hafta toplam 13 partiyle çalışarak kendisine gideceğiz öncelikle.

"NUMAN BEY’İN NET TUTUM SERGİLEMESİ GEREKİYOR"

Artık Meclis Başkanı’nın görevleri içinde partiler arasındaki görüşmeleri, uyumu sağlamak, belli konularda üzerine düşen görevleri yapmak ve daha fazlası bu attığı imzanın gereğini yapma konusunda Numan Bey’in izleyici, hak veren, nazik tutumunun ötesinde sorumluluk alan, gereğini yapan, net tutum sergilemesi gerekiyor. Aksi durum, biraz önce Sayın Başkanın dediği gibi kendi milletvekiline sahip çıkamayan, imzasına sahip çıkamayan, üzerine yemin ettiği Anayasa’ya uymayan, uymayanlara da herhangi bir tutum alamayan bir yere getirir. Biz Sayın Kurtulmuş'un bu pozisyonda kalmasını asla arzu etmeyiz. Bu konuda zaten tarih önünde sorumluluk olduğu gibi, millet önünde de hepimizin görevlerinin sorumluluğu var. Ayrıca ben Sayın Genel Başkanımla İran savaşı, dış gelişmeler, bu konuda Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin ortaya koyduğu öneriler noktasında partimizin çalışması ile ilgili de kendisine bilgi de verdim. Ayrıca bir siyasi etik yasası var. Tüm siyasetteki genel başkanların, Cumhurbaşkanının, bakanların ve yerel yöneticilerin hesap vermesi, mal varlıklarını açıklaması ve nasıl edindikleri konusunda toplumun tatmin olması noktasındaki çalışmamız var. O konuda da geçtiğimiz yıllarda da kendileri parti olarak net bir tutum takınmışlardı. Siyasi etik yasasında da bu konunun gündemleşmesi ve arkasında hep birlikte durmamız konusunda mutabakatımız oldu. Kendisine ve kıymetli heyetine çok teşekkür ediyorum.

İTTİFAK SORUSUNA YANIT

Özgür Özel, ‘Seçim ittifakı konusunda görüşme oldu mu?’ sorusuna, "Seçim ittifakı konusu şimdi konuşulması çok erken bir mevzu. Ama otomatik olarak şöyle bir şey var. Tüm dünya, otokratlara karşı demokratların ittifakının zorunlu kılındığı bir siyasi atmosfer içinde. Bu belki üçüncü dünya savaşının çıkmaması için bile gerekli olan bir şey. O yüzden otokratlara, kural, kanun tanımazlara dünya düzenini yıkıp yerine kendi düzenini kurmak isteyenlere karşı bir ittifakın her zeminde aranması lazım. Biz de seçim yaklaştıkça bu zeminleri mutlaka arayacağız. Çünkü ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ bir meydan sloganından çok içinde bulunduğumuz durumun mottosudur" yanıtını verdi.

EMEP GENEL BAŞKANI ASLAN İLE GÖRÜŞTÜ

CHP lideri Özgür Özel, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan ile de bir araya geldi. Görüşmenin ardından ortak açıklama yapıldı. Özel, açıklamada, “Değerli arkadaşlar bir kez daha merhaba. İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Çalışma Ofisi’nde EMEP’in, emeğin partisi EMEP’in çok değerli Genel Başkanı Seyit Bey ve kıymetli heyetlerini kabul ettik” dedi. Özel, şöyle devam etti:

"ÇOK VERİMLİ BİR GÖRÜŞME OLDU"

"Gündemimiz biraz önce de ifade ettiğim gibi anayasaya sahip çıkmak, Anayasa Mahkemesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına uymak. Bu doğrultuda ülkenin sorunlarına duyarsız olan; vatandaşın ekmeğinin git gide küçülmesine rağmen, emekçinin ve asgari ücretlinin geçinmesine, emeklilerin hayata tutunmasına olanak vermeyecek bir ücretlendirmeyle birlikte ücretleri de hızla kemiren bir enflasyona karşı hiç adım atmayan ve hem krize hazırlıksız yakalanan, hem de Türkiye’nin gerçeklerini görmeyen bu iktidara karşı halkın gücünü göstermek gerekiyor. Halkın gücünü göstermek için atılması gereken bir dizi adım var. Bunları Sayın Başkan ve heyete ben kendi düşüncelerimi aktardım. Onların da hem bizim gündemimizle örtüşen, hem de bizimle konuşmak istedikleri kendi gündemlerini konuştuk. Çok verimli bir görüşme oldu. Ben Sayın Genel Başkana ve heyetine teşekkür ediyorum."

"DAYANIŞMAYI SÜRDÜRECEĞİZ"

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ise "Değerli basın mensupları ben de değerli Genel Başkana ve heyetine çok teşekkür ediyorum. Biraz önce Özgür Başkan’ın da ifade ettiği gibi verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Hem Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları, gündemi konuşma fırsatımız oldu. Hem de 19 Mart’ta başlayan CHP belediyelerine yönelik gözaltılar, tutuklamalar ve yargılamalar karşısında bir kez daha seçme ve seçilme hakkı için, halkın demokratik hak ve özgürlükleri için bu operasyonların durdurulması, yargılananların serbest bırakılması konusunda dayanışmamızı göstermek için buradayız. Bu dayanışmamızı sürdürmeye devam edeceğiz. Onun özellikle altını çizmek isterim. Birkaç meseleye değinerek düşüncelerimizi ifade etmek isterim" dedi ve şunları söyledi:

"İRAN HALKIYLA DAYANIŞMAYI BÜYÜTMELİYİZ"

"Biliyorsunuz 40 gündür ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları devam ediyor. Dün gece saat 2’de bir ateşkes ilan edildi. Daha önce de görüşmeler devam ederken ABD’nin ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla bir saldırı dalgası başlatıldığını biliyoruz. Bu emperyalist saldırganlık, bu siyonist saldırganlık karşısında dünya halklarının mücadelesi, başta ABD’deki milyonların mücadelesi, İngiltere’de, Almanya’da, Yunanistan’da, dünyanın birçok ülkesindeki bu halkların dayanışması ve mücadelesi Trump’ın bu saldırganlığını, bu siyonist saldırganlığı en azından bugünlük bir ateşkes yapmalarına neden olmuştur. Ama bu şu anlama gelmiyor. ABD’nin ve İsrail’in yeniden İran’a saldırmayacağı anlamına gelmiyor. İran halkıyla, İran işçi ve emekçileriyle, İran yoksullarıyla dayanışmayı büyütmemiz gerekiyor. Dünyanın her tarafında bu saldırganlığa  karşı, bu barbarlığa karşı sesimizi çıkarmamız gerekiyor.

"DEMOKRATİKLEŞME KONUSUNDA SARAY REJİMİ ADIM ATMIYOR"

Biraz önce sevgili Başkan ifade etti, Türkiye’de bir anayasa var ama anayasa uygulanmıyor. Yani AİHM kararları, Anayasa Mahkemesi kararları ne yazık ki uygulanmıyor. İşte Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda atılması gereken adımları bu saray düzeni, bu saray rejimi atmıyor. Bunun karşısında tabii ki bizler partiler olarak, emek meslek örgütleri olarak bu adımların atılması konusundaki mücadelemizi yükselteceğiz, bunu sürdürmeye devam edeceğiz. Bir kez daha hem Selahattin Demirtaş’ların ve Figen Yüksekdağ’ların, Can Atalay’ların, Tayfun Kahraman’ların, birçok AİHM kararına rağmen, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen cezaevindeki tutsaklıkları devam eden arkadaşlarımızın bırakılmasını ve demokratik hayata, mücadeleye katılmaları talebimizi sürdüreceğiz. Yine Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasından sonra yeniden Cumhuriyet Halk Partili belediyelere dönük operasyonlar başladı. Bunların siyasi olduğunu biliyoruz. Bunların saray yargısının eliyle yapıldığını biliyoruz. Bir an önce bu siyasi operasyonlara son verilmelidir, cezaevlerindeki belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması, salıverilmesi, seçildikleri makamlara geri dönmesi, kayyımların son bulması talebimizi de yükselteceğiz. Türkiye’nin demokratikleşmesi, hak ve özgürlüklerin genişlemesi konusundaki mücadelelerimizi devam ettireceğiz.

Seyit Aslan / EMEP Genel Başkanı

"ÜCRETLERİN ARTIRILMASI TALEBİMİZİ YÜKSELTMEYE DEVAM"

Evet Türkiye’de bir ifade özgürlüğü yok değerli basın mensupları. İşte Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve birçok gazeteci arkadaşımız gerçekleri ifade ettikleri için, gerçekleri yazdıkları için tutuklandılar, cezaevlerine kondular. Bugün belediye başkanları cezaevinde, siyasetçiler cezaevinde, gazeteciler cezaevinde. Doğasını korumaya çalışan, ağacına sahip çıkan, deresine sahip çıkan Esra Işık kardeşimiz cezaevinde. Yani saray rejimi, saray iktidarı bugün ayakta kalabilmenin politikalarını şiddetlenerek devam ettiğini görüyoruz. Bu yüzden daha fazla yan yana gelmeye, bu yüzden daha fazla birlikte olmaya ihtiyacımız var. Bakın Körfez’deki saldırılardan sonra, İran’a saldırılardan sonra Hürmüz Boğazı kapatıldı, petrol fiyatları önemli ölçüde arttı. Yılbaşında zaten açlık sınırının altında belirlenen asgari ücretin kayıpları büyük. Emeklinin kayıpları zaten tartışılmaz çok büyük. Üretici üretemiyor, gerçekten kamu emekçisi, işçisi bugün artık açlık sınırında bir ücretle yaşamlarına sürdüren milyonlar var. Ama bir taraftan da sarayın bütün şatafatı devam ediyor. Uçak filoları, araç filoları devam ediyor. O yüzden bu ülkenin değerlerini yaratanlar, bu ülkenin gerçek değerlerini yaratanların refah içerisinde yaşaması ve ücretlerin artırılması talebimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Fabrikalar mezbahalara dönmüş durumda. Geçtiğimiz günlerde Dilovası’nda daha önce kadınlar, çocuklar yandı. Yeni bir iş cinayeti yaşandı. Yine halat alınmadığı için, yani işçilerin can güvenliği konusundaki önlemler alınmadığı için işçiler hayatını kaybetti.

"1 MAYIS’TA GÜCÜMÜZÜ MEYDANLARDA GÖSTERMELİYİZ"

Dolayısıyla bütün bunlar karşısında en geniş bir mücadele cephesinin kurulmasına, birlikte mücadeleye ihtiyacımız olduğunu özellikle altını çizmek isterim. Asgari ücretli perişan, üretici perişan, esnaf perişan, köylüler perişan. Yani Türkiye’de yaşayan milyonlar perişan. Ülkenin yarısı borçlu durumda. 45 milyona yakın vatandaşımız borçlu durumda. Bu yüzden bu ekonomik politikalara karşı, bu antidemokratik uygulamalara karşı, sarayın yargısına karşı birleşmek ve ortak mücadele etmek zorundayız. Önümüz 1 Mayıs ve 1 Mayıs’ta bütün bu gelişmeler karşısında, yaşanan antidemokratik uygulamalar karşısında; başta işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, kendi talepleriyle birlikte bu 1 Mayıs’ta meydanları doldurarak bu saray rejimine, bu saray düzenine karşı gücümüzü her tarafta göstermek durumundayız. Bir kez daha dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Genel Başkan’a da çok teşekkür ediyorum." (birgün)

YORUMLAR

  • 0 Yorum