Meşruiyet aldıkları yeri eleştiremediler

Meşruiyetini ABD’de arayanların, Trump’ın Venezuela darbesine karşı aldıkları utangaç tutum şaşırtmadı. Panikleyen yandaşlar iktidarın suskunluğuna “devlet sorumluluğu” makyajı çekti.

Meşruiyet aldıkları yeri eleştiremediler
06 Ocak 2026 - 08:45

ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı Türkiye’nin iç siyasetinde de bir nevi turnusol işlevi gördü. 70 yılı aşkın süredir ABD emperyalizmi ile rabıta kuran siyasal İslamcılar, göstermelik tepkilerin ötesine geçemezken iktidar kanadındaki sessizlik dikkat çekti.

MHP Lider Devlet Bahçeli, Saray’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum gibi isimlerin Venezuela’ya yönelik “15 Temmuz” göndermeli paylaşımları da AKP içinden destek görmedi. ABD’nin Venezuela darbesinden saatler sonra Türkiye adına ilk tepkiyi veren Dışişleri Bakanlığı oldu. ABD’nin adının dahi geçmeyen açıklamada “taraflara itidal” tavsiye edildi. AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamalarında da “Maduro”, “saldırı”, “ABD” ve “kaçırma” ifadeleri yer bulamadı.

MEŞRUİYET ARADILAR

Geçmişten bugüne Komünizmle Mücadele Dernekleri’nden Yeşil Kuşak Projesi’ne, Büyük Ortadoğu Projesi’nden Ortadoğu’daki mezhepçi politikalara dek emperyalistlerin siyasal İslam’ı çıkarları doğrultusunda kullandığı bilinen bir gerçek. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın da ifade ettiği Osmanlı Modeli bugün ABD ve Trump’ın Türkiye’ye biçtiği rolü gözler önüne seriyor.

Trump ile bir fotoğraf çekilebilmek için ABD’ye ekonomik ayrıcalıklar tanıyan iktidarın içeride kaybettiği “meşruiyeti” de sırtını ABD ve Trump’a yaslayarak kazanmak istediği ortada. Barrack’ın da “istedikleri meşruiyeti onlara sağlayacağız” sözleri ise hala sıcaklığını koruyor. Dolayısıyla düne kadar Venezuela Başkanı Maduro ile pozlar veren Erdoğan’ın tavrı şaşırtmıyor.

BLOOMBERG’E KONUŞTU

ABD ve Trump’a tüm dünyada protestolar yapılırken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü. Görüşmenin konusunun Venezuela darbesi, Ukrayna-Rusya savaşı ve Gazze’deki gelişmeler olduğu ifade edildi.

Erdoğan görüşme öncesi Bloomberg’e yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin parasını ödediği F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi, ABD ile daha iyi ilişkiler ve NATO’nun savunması için önemli ve gerekli” dedi. Trump, eylül ayındaki görüşmede Erdoğan’a, Rusya’dan petrol ithalatını kısıtlaması ve ABD’den verimsiz ve pahalı olan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) satın alması konusunda baskı yapmıştı. Erdoğan, “Özellikle ABD’den LNG tedarikimizi önemli ölçüde artırdık” dedi ve ABD’nin artık Türkiye’nin tedarik zincirinde “önemli bir konuma” sahip olduğunu belirtti.

YANDAŞLAR PANİK OLDU

Öte yandan Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, dünkü köşesinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’a yönelik ‘sessizliğine’ ilişkin eleştirilerini hedef aldı. Selvi, Erdoğan’ın Trump karşısında suskun kalmadığını, “devlet sorumluluğu” gereği hareket ettiğini savundu. Özel’i eleştiren Selvi, Trump’ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik operasyonuna tepki gösterilmesi gereken ismin Erdoğan değil Trump olduğunu söyledi. Özel’in açıklamalarını “fitne siyaseti” olarak niteleyen Selvi, Erdoğan’ı ise “dünyanın en cesur liderlerinden biri” olarak tanımladı.

Türkiye gazetesi yazarı Cem Küçük de ABD’ye karşı hükümeti sessiz kalmakla eleştirenler için "Dışarıdan atıp tutmak kolay. Devlet işleri sosyal medyadan atarlanmaya benzemez" dedi. “ABD’nin güçlü oduğu için daha önce de benzer yasa dışı işler sergilediği”ne dikkat çeken Küçük, “Türk Dışişlerinin mesajının son derece yerinde olduğu”nu savundu.

Muhalefet net tutum almalıCHP Genel Başkan Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Venezuela saldırısı hakkında sessiz kaldığını hatırlatarak, "Maduro seçimleri adil ve güvenli yapmadığında Maduro yanlış yapıyordu. O gün Erdoğan ‘Kardeşim Maduro, dostum Maduro’ diyordu. Bugün, randevu alabilmek için kıymetli toprak minerallerimizi feda ettiği Trump’ın Maduro’yu alıp da ülkesinden kaçırmasına tek kelime edememiştir” demişti.

Ancak muhalefet cephesinin son dönem ABD, Trump ve AB’ye ilişkin pek çok konudaki çıkışlarının anti emperyalist söylemin çok gerisinde kaldığını da hatırlatmak gerekiyor. Batı demokrasisinin bir hayal ürünü olduğu, sermayenin hukuksuzlukları iddia edildiği gibi dert edinmediği görmezden geliniyor. (Birgün)

YORUMLAR

  • 0 Yorum