İsrail'le buzlar eriyor mu?

Dışişleri Bakanı Sa’ar, Ankara ile ilişkileri ileriye taşımak istediklerini söyledi. Tel Aviv’den mesajlar ve perde arkası trafiği Türkiye-İsrail ilişkilerinde buzların sanılandan daha hızlı eridiğini gösteriyor. Peki el sıkışma ne zaman olacak.

İsrail'le buzlar eriyor mu?
28 Ocak 2026 - 08:44
Bakü’de konuşan İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, bir ay önce Türkiye’yle üst düzey toplantı yaptıklarını açıkladı. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Suriye’de cihatçı HTŞ çetelerini övdüğü ve Kürtler ile Alevilere karşı uyguladıkları katliamlara sahip çıktığı bugünlerde Sa’ar, “Türkiye ile ilişkilerimizde daha iyi bir geleceğe ulaşmayı umuyorum, ancak bu tamamen Türk tarafına bağlı” dedi.

Türkiye ve İsrail arasındaki iplerin en gergin göründüğü 2025’in ilk günlerinde, Trump’ın yakın dostu ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack bugünlere işaret etmişti. Barrack’ın o dönemki tespiti bugün bir yol haritasına dönüşmüş durumda: "Siyasetçilerin kameralar önünde birbirine bağırması, halklarına verdikleri bir performanstır. Ancak suyun altında, yani istihbarat ve ticaret gemilerinde, Türkiye ve İsrail arasındaki dişliler hiç durmadan dönmeye devam eder. Bu iki ülke birbirine mahkûmdur."

ÜÇLÜ SÜTUN STRATEJİSİ

Ankara-Tel Aviv hattındaki normalleşme sadece ikili bir tercih değil, aynı zamanda ABD’nin özel tercihi. Aralık 2025 tarihli ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, ‘Ortadoğu’nun güvenliğini’ üç ana sütuna emanet ediyor: İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye. Belgeye göre, bu üç aktörün sıkı bir iş birliği içinde olması bölgesel istikrar için "zaruri" bir şart olarak tanımlanıyor. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada ilişkilerdeki "yeni fazı" resmen teyit etti. Sa’ar, Türkiye ile daha iyi bir gelecek umduklarını belirterek topu Ankara’ya attı ancak asıl kritik bilgiyi sona sakladı: İlişkileri yeniden rayına oturtmak amacıyla her iki taraftan üst düzey yetkililerin katıldığı gizli koordinasyon toplantıları yapıldı. Faydalı bir diyalog mekanizması kurmak için somut adımlar atıldı.

ANLAŞMA VE SONRASI

İki ülkeyi yan yana getiren bir diğer zemin ise Trump yönetiminin "Yeni BM" formatında şekillendirdiği Gazze Anlaşması oldu. Bu anlaşma, sadece bir ateşkes değil, bölgesel bir hizalanma işlevi gördü. Aynı tarihlerde Suriye sahasında yaşanan hareketlilik de bu "sessiz uzlaşmanın" bir parçası niteliğinde:

HTŞ Operasyonu: HTŞ’nin Fırat’ın doğusuna yönelik hamlesi ve SDG’nin geri çekilmesi, Ankara-Tel Aviv-Washington hattındaki diplomatik trafiğin sahaya yansıması olarak yorumlanıyor.

Şam Faktörü: İsrail, Gazze ve Golan Tepeleri’ndeki kazanımlarını konsolide ederken, Paris görüşmeleri sonrası Şam hükümetiyle kurulan temaslarda Türkiye’nin rolünü de denkleme dahil ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakan Fidan ve MHP Lideri Bahçeli, "İsrail saldırganlığına" karşı iç cepheyi tahkim etme çağrıları yapmaya devam ediyor. Ancak bu "hamaset" dili, dışarıdaki gerçeklikle çelişiyor.

ABD Başkanı Trump’ın dikte ettiği yol haritası net: Bölgesel istikrar için Türkiye ve İsrail iyi ilişkiler kurmak zorunda.

Sonuç olarak: Önümüzdeki aylarda Ankara ve Tel Aviv arasında daha somut "sıcak mesajlar" duymaya hazırlıklı olmalıyız. İktidarın tek ihtiyacı; içerideki tabanına bu keskin dönüşü açıklayacak "geçerli bir neden" ve bu durumu sindirecek biraz zaman.

YORUMLAR

  • 0 Yorum