DÜN KÜFREDİP BUGÜN YÖNETENLER…

Tunç Erlaçin

Hani bazı tipler vardır ya,hani boş teneke misali… vurdukça ses çıkarır ya, aynen öyle. 
İçerik sıfır, ses maksimum. Bir de utanmadan kendini “bir şey” sanmaları var yaa...

Dün ağzından köpük saça saça sövdüğüne bugün “başkanım” diye yanaşan bir profil düşünün.

Dün laf çaktığı kapının önünde bugün mesai yapıyor.
Sorunca da yüzsüz yüzsüz: “Şartlar değişti…” diyebiliyor.

Ne değişti biliyor musun ?
Şartlar falan değil… senin omurgan zaten yoktu, sadece fırsat buldun.

Bunların olayı net:
Nereye ekmek, oraya yamak.
Nereye rüzgâr, oraya dönüş.

Bir de buna utanmadan “oyun kurmak” diyorlar.

Ulan sizin kurduğunuz tek şey, kendi kendinize kurduğunuz hikâye.

Makam görünce ayrı bir komedi…

Dün iki kelimeyi zor toparlayan, bugün kürsü kuruyor.
Dün kapıda bekleyen, bugün millete mesafe koyuyor.
Sanki koltuk buna akıl yüklemiş…

Yok öyle bir dünya.
Koltuk akıl vermez, sadece kimde akıl yok onu daha net gösterir.

Bir de en trajikomik halleri:
Gerçekten bir şey başaranlara laf atmaya çalışmaları.

Ulan sen daha kendi hayatında bir çizgi tutturamamışsın, neyin yorumunu yapıyorsun ?

Ama asıl işin kirli tarafı arkada.
Bunları öne sürenler var…

Niye? 

Çünkü dolu adam risktir.
Sorar, sorgular, hesap sorar.

Bu tipler ne yapar ?

Sadece konuşur, gerektiğinde de hemen döner.
Yani full paket: Boş ama kullanışlı…

Sahne hazır:

Önde bağıra bağıra gezen bir hiç,
arkada onu yöneten bir başka hesap.

Biri kendini “lider” sanıyor,
öbürü kendini “oyuncu kurucu”.

Dışarıdan bakınca ne görünüyor biliyor musun?
Düz, filtresiz bir çürüme.

Sonuç ?

Söz desen lastik gibi, nereye çeksen oraya gidiyor,
Duruş desen yok hükmünde,
Dün ayrı, bugün ayrı, yarın zaten bambaşka…

En net özet:

Dün tükürdüğünü bugün yalayanın, yarın neyi yutacağı asla sürpriz olmaz…