Sorumluluk alıyoruz birlikte yola çıkıyoruz
Ülkenin ilerici, devrimci, demokrat unsurları, iktidarda kalmak uğruna ülkeyi felaketlere sürükleyen rejime karşı 'Birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz' çağrısı yaptı. Çağrıda 'Sorumluluk alıyor, bu ihtiyacı duyan herkesle birlikte yola çıkıyoruz!' denildi.
İktidar, Türkiye’yi bir felakete sürükleme pahasına ayakta kalmaya çalışılıyor.
Yargı operasyonları, mutlak butlan ve toplumsal itirazlara yönelik baskılar süreklilik kazanırken muhalefet ise etkisizleştirilmeye ve parçalanmaya çalışılıyor. Buna karşın toplumun büyük çoğunluğu, derin yoksulluk ve baskı altında ezildiği bu rejimden kurtulma yollarını arıyor. Birleşik mücadele ise ortak bir hedef olarak öne çıkıyor.
Böylesi kritik bir dönemde ortak mücadele imkanlarının geliştirilmesi ise en önemli başlıklardan biri olarak karşımıza çıkıyor.
Ülkenin dört bir yanında emekçilerin, kadınların, yaşam savunucularının, öğretmenlerin, gençlerin, emeklilerin kısacası toplumun farklı kesimlerinin tekil olarak sürdürdüğü direnişlerin nasıl ortak bir hatta birleşebileceği sorusuna yanıt aranıyor.
MÜCADELE YOLLARINI BİRLİKTE ARAYALIM
Ülkenin ilerici, devrimci, demokratik unsurları, tüm bu soruları birlikte tartışarak yanıtlar üretmek için “Birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz” çağrısı yaptı. Söz konusu çağrıda şu ifadeler yer aldı: “Halkın açlığı ve sefaleti pahasına sürdürülen tek adam rejimi ülkemizi adım adım felakete sürüklüyor. Cumhuriyet’in laik ve demokratik son kazanımları ortadan kaldırılmak isteniyor. ABD’nin Büyük Ortadoğu politikalarıyla uyum için bir monarşik rejim dayatılıyor.
Fiilen seçimsiz ve muhalefetsiz bir rejime geçiş için hukuk tanımaz sınır bilmez bir zorbalık devreye sokuluyor. Ülkemizi karanlık ablukadan kurtarmak önümüzdeki en öncelikli sorumluluktur. Bu sorumluluk bir kişi ya da parti meselesi olmanın ötesinde ortak geleceğimiz ve ülkemizin yarınlarına ilişkindir. Bunu başarmanın yolu direnen işçileri emeklileriyle, gençleri kadınlarıyla ezilen emekçi halkın dayanışması, birleşik mücadelesidir.
Bunun için hakları ve özgürlükleri için mücadele edenlerin tek adam rejimine karşı güçlerini birleştirecek bir dayanışma ve ortak mücadele zemininin yaratılması zorunludur. İçi boşaltılmış Parlamento etrafında tek adamlar etrafında belirlenen egemen siyaset çökerken öznesi ve kurucusu halk olan yeni bir siyasal zeminin yaratılması başarmak ve kazanmak için hayatidir. Birleşik bir mücadele hareketi ile yeni bir direnme gücünün oluşturulması ülkenin her yerinde açlığa karşı yükselen çığlıklar, meydanlardan sokaklara süren direnişler, yeni bir gelecek için yılmadan yürüyenlerin çağrısıdır! Bu çağrıyı örgütlemek üzere sorumluluk alıyor, bu ihtiyacı duyan herkesle birlikte bir yola çıkıyoruz! Halkın dayanışmasını ve mücadelelerin birliğini sağlayacak bir zemini oluşturmanın yollarını birlikte arayalım.”
BİRLEŞİK MÜCADELE GÖRMEK İSTEMİYORLAR
Ortak mücadele çağrısına ilişkin görüşlerini aktaran BirGün yazarı Avukat Selin Nakıpoğlu, “Bu sorulara verilecek yanıtın, yalnızca güncel siyasal gelişmeleri tarif eden bir çerçeveyle değil, aynı zamanda bu gidişatı tersine çevirecek siyasal öznenin nasıl kurulacağına ilişkin bir perspektifle ele alınması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Nakıpoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün Türkiye’de siyasal iktidarın en büyük başarısı, yalnızca baskıyı artırması değildir. Asıl başarısı, toplumsal muhalefeti birbirinden kopuk başlıklar halinde tutabilmesidir. İşçiler ücretleri için, emekliler insanca yaşam için, kadınlar yasal kazanımları ve erkek şiddeti ile mücadele için, gençler gelecekleri için, köylüler toprağı için, çevre hareketleri doğa için, Kürt halkı eşit yurttaşlık için mücadele ediyor. Bunların her biri haklı ve meşru mücadelelerdir. Ancak siyasal iktidar, tam da bu mücadelelerin birbirine değmesini engellemeye çalışıyor. Çünkü biliyor ki bu mücadeleler birleştiği anda yalnızca bir itiraz değil, yeni bir siyasal güç ortaya çıkar.
Bu nedenle bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, farklı mücadeleleri tek tipleştirmek değil; ortak bir hedefte buluşturabilmektir. Ortak Hat dediğimiz şey de tam olarak budur. Herkesin aynı düşünmesini ya da aynı örgütte yer almasını değil; herkesin aynı otoriter rejime karşı mücadele ettiğinin bilinciyle hareket etmesini ifade eder. Ortak mücadele, farklılıkları ortadan kaldıran değil, onları ortak bir demokrasi ve özgürlük zemininde buluşturan bir siyasal iradedir.
Siyasal iktidar uzun süredir “böl, yalnızlaştır, etkisizleştir” stratejisi izliyor. Bir yandan Kürt siyasal hareketini farklı siyasal hamlelerle muhalefetten uzaklaştırmaya çalışırken, diğer yandan CHP üzerindeki yargı baskısını artırıyor. Sendikalar, meslek örgütleri, üniversiteler ve demokratik kitle örgütleri ise sürekli baskı altında tutuluyor. Çünkü rejim, karşısında birleşik bir toplumsal güç görmek istemiyor.
TEK TEK KAZANIMLARIN SINIRLARINA GELİNDİ
Oysa bugün artık tek tek kazanılabilecek mücadelelerin sınırına gelmiş bulunuyoruz. Örneğin, bir belediyeye yapılan operasyon yalnızca o belediyenin sorunu değildir. Bir gazetecinin susturulması yalnızca basının sorunu değildir. Bir işçinin grevinin yasaklanması yalnızca emekçilerin meselesi değildir. Bir kadının yaşam hakkı, bir öğrencinin barınma sorunu, bir köylünün toprağına sahip çıkması ya da bir çevre direnişi; bunların her biri aynı siyasal rejimin farklı yüzleriyle karşı karşıyadır. Bu nedenle savunmalar da ortaklaşmalıdır.
Bugün Cumhuriyet’in demokratik ve laik birikimi tasfiye edilmek istenirken, ülkemiz hukuk tanımaz bir yönetim anlayışıyla seçimsiz ve muhalefetsiz bir düzene doğru sürükleniyor. Böyle bir dönemde ortak mücadele artık bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur. Çünkü hiçbir toplumsal kesim tek başına bu düzeni değiştirecek güce sahip değildir; ama bütün bu kesimler birlikte hareket ettiğinde ortaya çıkacak toplumsal enerji, siyasal dengeleri değiştirebilir.
Bu nedenle Ortak Hat, yalnızca seçim dönemlerinde kurulacak bir ittifak arayışı değildir. Sokakta, işyerinde, kampüste, mahallede, fabrikada ve yaşamın her alanında yan yana gelebilme iradesidir. Dayanışmayı kalıcılaştıran, mücadeleyi ortaklaştıran ve umudu örgütleyen bir siyasal zemindir.
Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey de budur: Parçalı muhalefeti birleşik bir toplumsal güce dönüştürebilmek. Çünkü hayatlarımızı, geleceğimizi ve memleketimizi ancak birlikte savunabiliriz. Tarih gösteriyor ki otoriter rejimler, toplumun ortak iradesi karşısında kalıcı olamamıştır. Şimdi mesele, o ortak iradeyi örgütleyebilmek ve “birleşe birleşe kazanacağız” sözünü yalnızca bir slogan olmaktan çıkarıp toplumsal bir pratiğe dönüştürebilmektir.
HİÇ KİMSE KENDİNİ YALNIZ HİSSETMEMELİ
BirGün yazarı Dr. Bayazıt İlhan ise şöyle konuştu: “Türkiye emekçiler, emekliler, öğrenciler, gençler, kadınlar için dayanılması güç bir cendereye dönüşmüş durumda. Emeğin hakları, demokrasi, barış ve yaşanabilir bir ülke için bu koşullara itiraz eden herkesin ortak mücadele yollarını tartışması gerekiyor. Çok değerli hak mücadeleleri var, kazanımlar var. Bu mücadeleler ayrılıkların değil ortaklıkların öne çıkarıldığı bir anlayışla birleştirilebilir. Toplumun tüm örgütlü kesimlerinin kendi dar iktidar hesaplarını bir kenara bırakıp başka bir Türkiye hedefi için adımlar atması gerekiyor. Ekolojik mücadeleden kadın haklarına, emeğin haklarından hastaların, engellilerin haklarına aklınıza gelen her alanda mücadele ortaklıkları kurulmalı. Ezilen, haksızlığa, adaletsizliğe uğrayan, haksız yere gözaltına alınan, tutuklanan hiç kimse kendini yalnız hissetmemeli.”
***
TARTIŞMA ZEMİNİ GENİŞLEYECEK
Birleşik muhalefet hattı için gazetemizde başlattığımız tartışma zemini aydın, sanatçı ve yazarlar başta olmak üzere ilerici, devrimci, demokrat unsurların katkılarıyla devam edecek. Rejime karşı ortak mücadelenin yollarını aradığımız görüş ve röportajlarla toplumsal muhalefetin acil görevlerini masaya yatıracağız. Öte yandan “Birleşik bir muhalefet yolunda #YanYana geliyoruz!” çağrısı ile Ankara’da bir forum gerçekleşecek. 19 Temmuz Pazar saat 14.00’te MMO Eğitim ve Kültür Merkezi’de gerçekleşecek forumda birlikte mücadele imkânları tartışılacak.