GERÇEK OLDU
Yaşar Eyice yazdı...
Önce bir ay kadar önceye gideyim…
Üç belediye başkanıyla birlikte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.
Cemil Tugay’ın AKP’ye geçeceğini ve bunun planlarının yapıldığını, ön
çalışmaların hesaplarının yaşama geçirileceğini belirtmiştim.
‘Güvenli’ dediğim kaynak, Yerel Gözcü’ün yöneticisi Artun Sucuoğlu idi…
Artun Sucuoğlu’ndan öğrendiğim bu yazımda, ‘Güle güle’ diyerek, ‘Artık
bağlasan durmaz’ demeye getirmiştim.
Sonra Artun Sucuoğlu ve benim yazımdan öğrenen bazı meslektaşlarım ve
internet siteleri konunun üzerine gittiler, bu arada ilk söylenen
şöyleydi:
İzmir için çok önemli bir tarih olan 9 Eylül’de AKP rozeti takım
töreni yapılacak…
Başka tarihler de sırasıyla gündeme geldi.
Üç demiştik ama iki belediye Başkanı rozetini değiştirdi.
Anımsarsınız, AKP’nin aday bile çıkaramadığı Foça ile Çiğli Belediye Başkanları…
Adını verdiğimiz üçüncü belediye başkanı ise tutuklanarak hapsedildi.
Şimdi ben ‘Ben demiştim!’ diye salonu dolduran AKP’liler gibi sevineyim mi?
Ama şunları da söyleyeyim:
Birincisi İzmir AKP ile Genel Merkezlerinde büyük sevinç varken,
İzmir’de hiç tanımadıkları ve bilmedikleri zamanda bir süredir
‘bağımsız’ olan ve son zamanlarda telefonlarını açmayan İzmir Büyük
Şehir Belediyesi Dr. Cemil Tugay’a oy verenlerde büyük bir kızgınlık
açıkça ortada.
Bunu da geçelim, 07 Ekim gününe kadar İzmir’den hiç söz etmeyen Bizans
basını ile radyo ve televizyonlar neredeyse İzmir’den çok İzmirli
oldular….
Yani İzmir’ hatırladılar…
Yemezler kardeşim…
Bakalım bu İzmir hayranlığı kaç dakika ya da saat sürecek…
Söyleyeyim; yarın unutulacak…
Fakat şunu da itiraf edeyim:
Son zamanlarda İzmir halkında gerek Başkan Dr. Cemil Tugay’a, gerekse
diğer belediye başkanlarına büyük büyük tepki vardı…
Söylenen açık ve net şöyle:
‘Çalışmıyorlar!’
Ben de bu görüşe katılıyorum.
Daha geçen hafta bir tanıdığım davetle Gaziantep’deki bir etkinliğe,
toplantıya katıldı:
‘Başkan şehri İzmir’imizden daha temiz ve güzel hale getirmiş… ‘
diyerek araya Eskişehir’i de kattı.
Sezar’ın hakkı Sezar’a veriliyor.
İzmirlinin gönlünden düşen Dr. Cemil Tugay da yerini, ‘bir ay
öncesinde’ Güle güle’ dediğim ve yazdığım şekilde AKP’de yerini buldu…
Aklımda kalmasın;
Urla’da sokağımızdaki tabanı delik çöp konteynerimizin yanına bir
ikincisini getirtemedik, ne Urla belediyesi, ne de İzmir Büyükşehir
belediyesi görevini yerine getiremedi hala… Ama sesimizi Türkiye
Belediyeler Birliği duymuş olmalı ki, Urla İskelesi başta olmak üzere
birçok merkezi yeni konteynerlerle donattılar.
Bir başka örneği de Bornova’dan vereyim:
Akşam yemeğinde Gülten- Mehmet Gülperçin çiftinin davetinde idim.
Şöyle bir tur attım.
Bazı sokaklara müteahhitler el atmış…
‘Dostlar alışverişte görsünler ‘ diyeceğim ama gerçek anlamda…
Dost müteahhitler öyle bazı sokakları ele almışlar ki, vallahi ne
Paris’de, ne Londra’da yok…
Evet bu kadar lüks ve masraf yok…
Stadyumların ışıkları, ‘mum ışığı’ bile kalır…
Ölçüm yapılsa ortaya çıkar…
Kime ne kadar ödeme yapıldı, o da ortaya çıkar…
Sonuç:
‘Ben demiştim’ demiyorum, ben yazdım…
Yine söyleyeyim:
Türkiye’de ilk kez, genel seçimler öncesinde, Özgür Özel’in İzmir
Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak Karşıyaka’da bilinmeyen
tanınmayan Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı göstereceğini yazmıştım.
Çünkü; CHP Genel Başkanlığı adaylığı sırasında İzmir’den kendisini tek
destekleyen ve karşılayan olduğu için…
Daha sonra ‘Ben kefilim’ dediği birçok belediye başkanı gibi Dr. Cemil
Tugay’a o gün ayaküstü, ‘Seçileyim ben de seni İzmir Büyükşehir
Belediye Başkan adayımız göstereceğim’ demişti.
Ben yazıncaya kadar ne adı, ne sanı geçiyordu…
*- *- 'ONA RUHUMDAN ÜFLEDİM’
Kur’an’a baktığımızda Allah’ın kullarından istediği şeyler aslında çok açık.
Merhametli olun,
Şefkatli olun,
Adil olun,
Dürüst olun,
Zayıfı koruyun,
Hakkı savunun,
Affedici olun,
İlim arayın,
Cimri olmayın,
Sevgiyle yaklaşın…
ve bunları yapanlara da cenneti vaat ediyor.
*- KİMDE
Yine Kur’an’da Rabb'imiz, bu özelliklerin hepsinin kendisinde olduğunu söylüyor.
Merhametli,
Şefkatli,
Adaletli,
Affedici,
Koruyucu,
İlim sahibi,
Cömert,
Seven ve vaadinden dönmeyen olduğunu defalarca bildiriyor.
*- DOSDOĞRU YOL
Bir de çok çarpıcı bir ifade daha var:
“Benim Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.” (Hûd 56)
Yani kendisinde dosdoğru bir yol üzerinde olduğunu bildiriyor.
Bize de şunu öğretiyor:
“Sizde dosdoğru bir yol üzerinde olun."
Ve yine, En'am süresinde ahkâm-ı aşare diye de tabir edilen emirlerini
saydıktan sonra, 153.ayetinde şöyle bildiriyor;
"İşte bu benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın.
Yoksa o yollar sizi paramparça edip O'nun yolundan ayırır."
Yani Allah’ın yolu neyse, insanın çağrıldığı yol da o.
Zulüm değil, adalet.
Kibir değil, merhamet.
Keyfilik değil, hikmet.
Ve işte o ayet:
“ONA ŞEKİL VERDİM VE ONA RUHUMDAN ÜFLEDİM" (Hicr 29)
*- YARATILIŞ
Bu tabi ki, Allah’tan bir parçanın insana geçtiği anlamına gelmez.
Ama şunu çok net anlatır:
İnsan; merhamet edebilen, adil olabilen, iyiyi kötüyü ayırt edebilen,
bilinçli bir varlık olarak yaratılmıştır.
Allah insandan kendisi gibi ilah olmasını istemiyor.
Ama şunu istiyor diyebiliriz:
“Ben nasıl merhametliysem, sen de merhametli ol.
Ben nasıl affediciysem sen de affedici ol.
Ben nasıl adaletliysem, sen de adaletli ol.
Ben dosdoğruysam, sen de dosdoğru ol.”
Mesele Allah’a benzemek değil;
Allah’ın ahlâkını yeryüzünde temsil etmek.
Belki de bu yüzden insan “halife”.
Belki de bu yüzden sorumluluğu ağır.
Ve belki de bu yüzden, dosdoğru bir yol üzerinde olanlara vaad edilen
karşılık bu kadar büyük.
Dosdoğru yol üzerinde olanlara selam olsun...”
Bu güzel sözleri, görüşleri ve araştırmaları da Mustafa Foçalı’dan aldım…
İyi ki böyle güzel dostlar, araştırmacılar, kaleminin hakkını verenler var.
*- KENDİ İÇİNDE
Bazen önümüzdeki duvarlardan değil, içimizde taşıdığımız ağırlıklardan
dolayı ilerleyemeyiz.
İnsan dış dünyayı değiştirmeye çalışırken, asıl mücadeleyi kendi içinde verir.
Çünkü zihnini yönetemeyen biri; fırsatın içinde tehdit, yolun içinde
engel, geleceğin içinde korku görür.
Hayatın her döneminde kayıplar, haksızlıklar, hayal kırıklıkları ve
belirsizlikler olacak. Güçlü olmak, bunların hiç olmaması değildir.
Bunlara rağmen yönünü kaybetmemektir.
Geçmişi sırtında taşıyarak geleceğe koşamazsın.
Bir gün şunu fark edersin:
Seni durduran şey çoğu zaman yol değilmiş.
Yola çıkarken yanında taşıdıklarınmış.
Hafifle.
Netleş.
Yoluna devam et.
Çünkü özgür bir zihin, ağır bir kaderden bile daha güçlüdür.
*- DOĞRUNUN YANINDA
Her insan kendi aklıyla düşünmeli kendi yüreğiyle yaşamalı
Başkasına benzeyenin ne özgün bir kişiliği ne de sağlam bir duruşu olur
Bireylerin düşünmediği toplumlar kurnazların elinde esir olur
Bencil insanların yarattığı yıkımın sorumlusu yalnızca onlar değil
yanlışa karşı susan ve doğrunun yanında durmayan bizleriz
Kurtuluş başkasının aklıyla yaşamakta değil kendi irademizle
düşünmekte ve yanlışa karşı cesaretle durmaktadır