Dincileştirme politikası iflasta
İktidarın dini merkeze alan politikaları toplum nezdinde karşılık bulmuyor. Eski Diyanet Başkanı Ali Erbaş dini seçmeli derslerde tercih oranının yüzde 4'lere gerilediğini itiraf ederken araştırmalara göre de siyasi iflas var.
AKP iktidarı, tarikat ve cemaatleri ekonomik ve sosyal düzlemde her koldan destekleyerek, onları Türkiye’nin en güçlü holdingleri haline getirdi.
Eğitimden sağlığa kadar toplumsal hayatın her alanı dini bir çerçeveye hapsedilmek istenirken; Millî Eğitim Bakanlığı ile dinci vakıflar arasında imzalanan protokoller artık günlük bir rutin haline geldi.
Diyanet İşleri Başkanlığı ise devasa bütçesiyle bir kamu kurumundan ziyade, iktidarın sahadaki ideolojik temsilcisi gibi hareket ediyor. Bugün gelinen noktada, İmam Hatip mezunu olmak istihdam piyasasında liyakatin önüne geçen en güçlü referans kabul ediliyor.
İTİRAF GİBİ...
Cumhurbaşkanı’nın defalarca dile getirdiği "dindar ve kindar nesil" hedefi, çeyrek asırlık bir yönetim anlayışına rağmen toplumsal bir karşılık bulamadı. Bu başarısızlığın en çarpıcı itirafı ise bizzat eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan geldi. Erbaş, katıldığı bir televizyon programında; cuma hutbeleri, binlerce vaiz ve MEB ile yürütülen ortak projelere rağmen istedikleri sonucu alamadıklarını dile getirdi.
Erbaş, 12-13 yıl önce başlayan seçmeli din derslerine ilginin dramatik bir şekilde düştüğünü şu sözlerle ifade etti: “Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatı dersleri ilk konulduğunda seçilme oranı %25-30 civarındaydı; şimdi ise %4-5’lere kadar geriledi. İstediğimiz düzeyde seçilmiyor.” 90 bin camide hutbelerle ailelere yapılan "çocuklarınıza bu dersleri seçtirin" çağrıları ve yürütülen devasa propaganda makinesi, ne yazık ki toplumda beklenen yankıyı uyandırmıyor.
HALK ‘HAYIR’ DEDİ
İktidarın dini merkeze alan politikalarının halk nezdinde kabul görmediğini kanıtlayan tek veri Erbaş’ın açıklamaları değil. Güncel araştırmalar; eğitimde ve sosyal alanda dinin ağırlığının artırılmasının, halkın ezici bir çoğunluğunda rahatsızlık yarattığını gösteriyor.
Veriler oldukça çarpıcı:
Güven Kaybı: Toplumun %60’ı tarikat ve cemaatlere güvenmediğini belirtirken, "güvenirim" diyenlerin oranı %13’te kalıyor
Siyasi Söylem: Vatandaşların %53’ü siyasi partilerin dini bir dil kullanmasından rahatsızlık duyuyor
Gençlik Eğilimi: KONDA’nın araştırmasına göre, gençlerin yalnızca %13’ü kendini "muhafazakâr" olarak tanımlıyor
HERYER İHL OLDU
İktidarın ideolojik dayatması ile halkın gerçek talepleri arasındaki uçurum, İmam Hatip Liseleri (İHL) istatistiklerinde de net bir şekilde görülüyor.
2023-2024 döneminde 1.722 olan İmam Hatip Lisesi sayısı, bir sonraki yıl 1.729’a yükseldi. Ancak okul sayısı artarken öğrenci sayısı 442 binden 406 bine geriledi. Son 10 yılın tablosuna bakıldığında; okul sayısı 100’den fazla artarken, öğrenci mevcudu 100 binden fazla azaldı.
Akademik başarı sıralamasında sonlarda yer alan bu kurumlar, tüm teşviklere rağmen ailelerin ve öğrencilerin öncelikli tercihi olmaktan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor.
MAKAS AÇILIYOR
AKP’nin iktidarı bırakmamak için girdiği “baskı ve muhafazakarlık” yolunun halkta bir karşılığı kalmadı. Baskıya karşı direniş her noktada pıtrak gibi açılıyorken muhafazakarlık konusunda da yol alamadığı görülüyor.
Toplumun önemli bir bölümü yüzünü demokratik, özgür, çağdaş ve laik bir düzene dönmüş durumda. Çocukaları için huzur, refah ve güven içinde bir gelecek isteyen aileler AKP’nin onlar için uygun gördüğü hayata pirim vermiyor. Bu yüzden lüks araba tutkunu Ali Erbaş’ın hayal kırklığı devam decek. Bu ülke “kendine ham hamam, halka din-iman” diyenleri sırtından atacak.