Arınmaktan söz edenler işe kendileri arınarak başlamalı.
Artun Sucuoğlu yazdı...
Yapılan anketlerin pek çoğunda seçmenin birinci tercihi olarak görünen, son yerel seçimlerde de büyük metropoller dahil olmak üzere belediye başkanlıklarının çoğunu kazanan ana muhalefet partisi CHP hiç alışık olmadığımız olaylar yaşıyor.
Yıllarca Cumhuriyet Halk Partisi'ne genel başkanlık yapan, “Hak, hukuk, adalet” diyerek Ankara-İstanbul arasını yürüyerek kendisini gerçekten de bir demokrasi ve adalet sevdalısı olarak görmemizi sağlayan Kemal Kılıçdaroğlu , kendisine inanıp güvenenleri adeta hayal kırıklığına uğrattı.
İnsan ister istemez soruyor; şu anda CHP’nin delegeleri tarafından seçilmiş bir Genel Başkanları varken güya yargı kararıyla o genel başkanın görevden alınıp yerine şimdiye kadar hiç duymadığımız bir unvanla, “mutlak butlan” denilerek genel başkan yapılması “hakka, hukuka ve de adalete” ne kadar uygun, düşünmek gerekir.
Kılıçdaroğlu genel başkanlıkta olduğu zamanlarda eleştirilirken hep kaybettiği seçimler dile getiriliyordu. Bazen de sanki kaybetmek ister gibi yarışıyordu. Hatta bir ara bu eleştiriler iyice yoğunlaştığında bir yazı yazmış ve “sanki CHP daha önceleri sürekli seçim kazanıyordu da Kemal Bey ile kaybetmiş gibi eleştiriler yapılıyor” diyerek kendisini savunma durumları yaşamıştım. Ama ortada başka bir gerçek vardı. Yıllardır iktidarda olan bir parti vardı ve halkın güvenini kaybeden bu iktidara karşı seçmen yeni umutlar arıyordu.
Kemal Bey umut olamadı ve asla yeterli oyu alamadı. Ortada bir de cumhurbaşkanı adayı gösterilen Ekmeleddin gerçeği dururken. Hatta seçimlerde trafolara giren kediler, kullanılan mühürsüz oylar karşısında bile bir tepki gösteremedi. Kıran kırana geçen kurultay sonrasında Özgür Özel’e kaybedip genel başkanlığı bıraktıktan sonra da köşesine çekilip seçimlerde partisine en küçük bir destek bile vermedi.
Özgür Özel hepimizi şaşırtan bir başarı gösterdi. Sadece partisini birinci parti yapmakla kalmadı, aynı zamanda CHP’li seçmenlere umut oldu. Artık onlar da yapılacak seçimlerde birinci parti olup iktidara geleceklerine inanıyorlar. Üstelik bu inanç her geçen gün artarken ortaya bu ne olduğu belirsiz “BUTLAN” meselesi çıktı. Sayın Kılıçdaroğlu zaten bunu bekliyormuş gibi, adeta bir sevinç nöbeti içinde görevi kabul etti. Bir zamanlar genel başkanlığını yaptığı partiye girebilmek için kapıları kırdırıp partilileri bile coplatmaktan çekinmedi.
Son söz; bu işte elbette garip olan pek çok durum var da, bazıları gerçekten de mantık sınırlarını zorluyor. Daha koltuğa oturur oturmaz ilk yaptığı iş, iki tane makam aracını parti binasının önüne çektirip satışa çıkartmak oldu. “Genel başkan değil mi, ister satar, ister atar” diyeceğiz de, cama yazdırdığı yazılar bir utanmazlık örneği. Meğer Kılıçdaroğlu bu araçları HARAM para ile alındıkları için satıyormuş. Buna da bir şey diyemiyoruz. Öyle ya, bir malın haram ya da helal para ile alındığını ancak onu alan bilir. Araçlar da Kemal Bey zamanında alınmış ve hatta birini makam aracı olarak bile kullanmış.
Kendisine bu akılları kim veriyorsa, derslerine daha iyi çalışmalı. Bizde bir laf var; kılavuzu karga olanın diye başlar da… Neyse.
Cumhuriyet tarihimizin ilk Mutlak Butlan’ı Kılıçdaroğlu’nun beni şaşırtan tek icraatı bu araç meselesi değil elbette. Partisinin yetmiş kadar il başkanını görevden almış. Pek çok ilçe başkanı da aynı akıbeti paylaşmış. Yani atamayla gelen bir başkan seçilerek gelen başkanları görevden alırken bazılarını da partiden ihraç etmiş. Kendisinin hem milletvekili, hem de belediye başkanı yaptığı bazı isimler de zaten Ak Partiye geçmişler. Ama kendisinin milletvekili yaptığı sadık dostları yanı başında duruyor. Hatta, siyasi kariyerine partinin çay ocağında çaycı olarak başlayıp sonra benzinlikler kralı olduğu iddia edilen kişi şu anda en yakınında değil mi? Şimdide Kılıçdaroğlu'nun yeğenin seçim çalışmalarında gündeme gelen ödemeler konusu var.
Herkese iyi hafta sonları ....